İki Dilli Büyüyen Çocuk: Karıştırır mı, Geride Kalır mı?
Evde bir dil, okulda başka bir dil konuşan çocukların ailelerini en çok meşgul eden soruların sakin cevapları.
Ece Su Karaca 4 dk okuma
Evde bir dil, okulda başka bir dil konuşarak büyümek, çocuk için sıradışı bir durum değildir. Dünyanın büyük bölümünde çocuklar birden fazla dille büyür. Yine de iki dilli bir evde yaşayan ailelerin aklında hep benzer sorular dolaşır: çocuk ikisini karıştırır mı, konuşmaya geç mi başlar, hangisinde daha iyi olur.
Bu soruların çoğunun cevabı düşünülenden rahatlatıcıdır. Çocuk zihni birden fazla dili aynı anda taşıyabilecek esnekliktedir. Karşılaşılan zorluklar genellikle dilin kendisinden değil, dillerin evde ve okulda nasıl konumlandırıldığından kaynaklanır.
Karıştırmak bir karışıklık değildir
İki dilli çocukların bir cümlede iki dilden kelime kullanması sık görülür ve çoğu zaman endişe kaynağı olur. Oysa bu durum dillerin birbirine karıştığını değil, çocuğun o an aklına ilk gelen kelimeyi kullandığını gösterir. Yetişkin iki dilliler de aynı şeyi yapar.
Zamanla çocuk hangi dilin hangi ortamda kullanıldığını ayırt etmeyi öğrenir. Bu ayrımı hızlandıran şey düzeltmek değil, tutarlı bir kullanım sunmaktır. Aynı kişi genellikle aynı dilde konuştuğunda, çocuk zihninde bu ayrımı doğal olarak kurar.
Ev dili küçümsenmemeli
Ailelerin en sık yaptığı hata, okul dilinde geride kalmasın diye ev dilinden vazgeçmektir. Bu yaklaşım çoğu zaman ters sonuç verir. Ev dili çocuğun duygularını en rahat ifade ettiği, ailesiyle bağ kurduğu dildir. O dil zayıfladığında yerine gelen şey daha güçlü bir okul dili değil, daha zayıf bir ifade gücü olur.
Üstelik bir dilde iyi kurulmuş kavramlar diğerine büyük ölçüde aktarılır. Ana dilinde neden ve sonuç ilişkisini kurabilen bir çocuk, aynı beceriyi ikinci dilde çok daha kolay kullanır. Bu yüzden ev dilini beslemek, okul dilinin de yararınadır.
Okul diline destek nasıl verilir
Okul dilinde zorlanan bir çocuğa yardım etmenin en etkili yolu, ona o dilde bol miktarda anlaşılır girdi sunmaktır. Sesli okunan kitaplar, tekrar edilen hikâyeler, resimli sözlükler ve konuşma fırsatları bu girdiyi sağlar. Kelime listesi ezberletmek ise çoğunlukla kalıcı olmaz.
Öğretmenle iletişim burada özellikle önemlidir. Çocuğun evde hangi dili konuştuğunu bilen bir öğretmen, sınıftaki sessizliğini yanlış yorumlamaz. Dil geçiş döneminde suskunluk sık görülür ve bu, anlamadığı değil henüz cevap üretmeye hazır olmadığı anlamına gelir.
Sabır, en gerekli malzeme
İki dilli bir çocuğun tek dilli akranlarıyla birebir aynı hızda ilerlemesi beklenmemelidir. Kelime dağarcığı her bir dilde ayrı ayrı bakıldığında daha küçük görünebilir; ama iki dil birlikte değerlendirildiğinde tablo tamamen değişir.
Bu yüzden karşılaştırma yerine gözlem tercih edilmelidir. Çocuk ihtiyacını anlatabiliyor mu, hikâyeyi takip edebiliyor mu, sorulara cevap verebiliyor mu. Bu sorular, hangi dilde kaç kelime bildiğinden çok daha anlamlıdır.
Okuma ve yazma ayrı emek ister
Bir dili konuşabilmek, o dilde okuyup yazabilmek anlamına gelmez. Ev dilini akıcı konuşan pek çok çocuk, o dilde tek satır okuyamaz. Bu, ilerleyen yıllarda çocuğun kendi diliyle kurduğu bağı zayıflatan en yaygın sebeptir.
Bunun önüne geçmek için ev dilinde de yazılı malzemeye yer açmak gerekir. Birlikte okunan hikâye kitapları, akrabalara yazılan kısa notlar, evdeki eşyalara asılan küçük etiketler bile fark yaratır. Haftada birkaç dakikalık düzenli bir temas, hiç temas etmemekten çok daha etkilidir.
Bu çalışmanın ders havasına bürünmemesi önemlidir. Ev dili ödevle özdeşleştiğinde çocuk için bir yük halini alır. Oysa aynı dil bir masal, bir şarkı ya da büyükanneyle yapılan bir görüşme üzerinden sunulduğunda kolayca sahiplenilir.
İki dilli evlerde en çok tavsiye edilen yaklaşımlardan biri, her yetişkinin çocukla tek bir dilde konuşmasıdır. Bir başka yaygın düzen ise evde bir dil, dışarıda başka bir dil kullanmaktır. İkisinin de ortak noktası öngörülebilir olmasıdır.
Hangi düzen seçilirse seçilsin, katı kurallara dönüşmemesi gerekir. Çocuk bir gün diğer dilde cevap verdiğinde bunu bir sorun gibi ele almak, konuşma isteğini azaltır. Amaç kuralı korumak değil, iletişimi sürdürmektir.
İki dille büyümek çocuğa yalnızca fazladan bir dil kazandırmaz. Aynı şeyin iki farklı biçimde söylenebileceğini erken yaşta fark eden çocuk, esnek düşünmeyi ve farklı bakış açılarının varlığını da öğrenir. Bu, dilden çok daha geniş bir kazanımdır ve doğru desteklendiğinde ömür boyu kalır.