İçeriğe geç
Uşak İzlek

İç dünyana bak, yıldızlara kendi anlamını ver

İlişkiler

İltifat Almayı Bilmek: Neden Teşekkür Etmek Bu Kadar Zor

İltifatı hafifletmek nezaket değil, karşı tarafın verdiği şeyi geri çevirmektir. Övgüyü kabul etmenin sade ve etkili biçimi.

Ece Su Karaca 3 dk okuma

İltifat almak, ilk bakışta öğrenilmesi gereken bir beceri gibi görünmez. Sonuçta biri size güzel bir şey söylüyordur ve yapılacak tek şey teşekkür etmektir. Ama gerçek hayatta bu kadar basit ilerlemez. Çoğumuz bir iltifat duyduğumuzda kendimizi tuhaf bir telaş içinde buluruz: cümleyi hafifletiriz, konuyu değiştiririz, karşılığında hemen bir iltifat üretiriz ya da başarıyı tesadüfe bağlarız. Bu refleksler o kadar yaygındır ki neredeyse nezaket sanılır.

Oysa reddedilen iltifat, karşı tarafta küçük bir tökezleme yaratır. İltifat eden kişi bir şey vermiştir ve verdiği şey geri çevrilmiştir. Bunu birkaç kez yaşayan biri, zamanla o cümleleri kurmaktan vazgeçer. Böylece iltifatı geri çeviren kişi, farkında olmadan çevresindeki olumlu geri bildirim akışını kurutur.

Neden reddetmeye eğilimliyiz

Bu refleksin arkasında birkaç farklı mekanizma çalışır. İlki alçakgönüllülük kaygısıdır. Övgüyü kabul etmenin kibirli görüneceğini düşünürüz. Bu düşünce, özellikle mütevazılığın güçlü bir değer olarak öğretildiği ortamlarda erken yaşta yerleşir. Ancak kabul etmekle böbürlenmek arasında geniş bir alan vardır ve teşekkür etmek o alanın tam ortasındadır.

İkinci mekanizma daha içseldir. İltifat, kişinin kendisi hakkındaki inancıyla çelişiyorsa rahatsızlık yaratır. Kendini yeterince iyi bulmayan biri, yaptığı işin övülmesini duyduğunda bunu bir hata gibi algılar ve düzeltme ihtiyacı duyar. Aslında yaptığı şey, karşı tarafın gözlemini kendi iç anlatısına uydurmaktır.

Üçüncüsü ise borç hissidir. Bazı insanlar iltifatı bir alacak gibi algılar ve dengeyi hemen kurmak için karşılık vermeye çalışır. Bu telaş samimiyeti zedeler; anında iade edilen iltifat, gerçek bir gözlemden çok bir kibarlık işlemi gibi durur.

Basit ama zor cevap

İltifat almanın doğru biçimi şaşırtıcı derecede kısadır: teşekkür ederim. Tek başına bu iki kelime, alışkanlığı kırmak için genellikle yeterlidir. İlk denemelerde eksik, hatta biraz kibirli hissettirebilir. Bu his, açıklama ekleme dürtüsünden gelir ve birkaç tekrardan sonra kaybolur.

Cevabı zenginleştirmek isterseniz, iltifatın nasıl hissettirdiğini eklemek işe yarar. Teşekkür ederim, bunu duymak iyi geldi demek hem kabulü tamamlar hem de karşı tarafa verdiği şeyin yerine ulaştığını gösterir. Bir başka iyi ekleme, iltifatın hangi kısmının değerli olduğunu belirtmektir: özellikle sunumun o bölümünü fark etmen benim için anlamlı çünkü en çok orada zorlanmıştım. Bu cevap, konuşmayı da doğal biçimde sürdürür.

İşyerinde iltifat

Çalışma hayatında iltifatı geri çevirmenin somut bir maliyeti vardır. Bir toplantıda çalışmanız övüldüğünde şansımız vardı ya da aslında büyük bir şey değildi demek, alçakgönüllülük değil, katkınızın görünürlüğünü azaltan bir hamledir. Zamanla bu cümleler emeğinizin hafife alınmasına zemin hazırlar.

Ekip çalışmasında katkıyı paylaşmak istiyorsanız, kendinizi silmek yerine ekleme yapmak daha doğru bir yoldur. Teşekkürler, veri kısmında Ayşe çok yoğun çalıştı demek hem övgüyü kabul eder hem de hakkı olan başka birine görünürlük kazandırır. Böylece kimse görmezden gelinmemiş olur.

İltifat vermeyi de öğrenmek

İltifat almayı öğrenmek, kaçınılmaz olarak iltifat vermeyi de değiştirir. İyi bir iltifat genel değil özeldir. Çok güzel olmuş cümlesi kibarlıktır; sunumdaki o örneği kullanman konuyu benim için netleştirdi cümlesi ise gözlemdir. İkincisi çok daha uzun süre hatırlanır çünkü karşı tarafa gerçekten görüldüğünü hissettirir.

İltifatın inandırıcılığını belirleyen bir başka unsur, çabaya mı sonuca mı yöneldiğidir. Yalnızca sonucu öven cümleler, karşı taraf başarısız olduğunda desteğin çekileceği hissini bırakır. Sürecin kendisine, verilen emeğe ya da alınan riske yapılan vurgu ise daha kalıcı bir güven kurar. Bu ayrım özellikle çocuklarla ve yeni bir şey öğrenen yetişkinlerle konuşurken belirleyicidir.

Ayrıca iltifatın üçüncü kişiler önünde söylenmesi etkisini çoğaltır. Bir toplantıda ya da kalabalık bir sofrada dile getirilen olumlu bir gözlem, hem kişiye ulaşır hem de o kişinin görünürlüğünü artırır. Baş başa söylenen iltifat sıcaktır; topluluk içinde söylenen iltifat ise bir tür kayıt tutar.

Bir de zamanlama vardır. Aklınıza geldiği anda söylenen iltifat, uygun bir ortam beklenerek ertelenen iltifattan neredeyse her zaman daha etkilidir. Çünkü ertelenenlerin çoğu hiç söylenmez. İçinizden geçen olumlu cümleyi dile getirmeyi alışkanlık haline getirmek, hem çevrenizdeki ilişkileri hem de kendi iltifat karşısındaki rahatlığınızı sessizce dönüştürür.